
Bu film sayısız hayat dersi çıkaracağımız, iyi bir senaryo, yönetmenlik, müzik ve oyunculuk eseri. Kusur bulabileceğimiz noktası hemen hemen yok gibi.
Ben en çok “hiç bir şey için geç değildir, asla umudunu yitirme!” dersini çıkardım bu filmden.
Ceza-adalet sistemindeki adaletsiz hallerden, cezaevi bürokrasisinde dönen çarklara; dostluk, kardeşlik, vefa gibi değerlere kadar bir çok konuda sayısız ders var. Özgürlüğe ulaşmak için metrelerce bir kanalizasyondan geçmeye katlanmak var.
İnsan mutlu olduğu şeyleri yapmalı. Mutluluk Mozart’ın Figaro’nun Düğünü operasını dinlemekse, birçok şeyi göze alarak bunu yapın.

Eğitim sistemine sorgulayıcı bir bakış açısıyla yaklaşan Bollywood yapımı harika bir filmdir. Aamir Khan’ın müthiş oyunculuğuyla hayat verdiği Rancho size sorgulamayı, kalıpların dışına çıkmayı öğretecektir.
Rancho hep hayallerinin peşinden koşar. Kısa vadeli hesaplar yapmaz. Alay edilmekten, dışlanmaktan, ceza almaktan korkmadan doğru bildiğini yapar ve doğruluktan ayrılmaz.
Filmin diğer bir güzel tarafı okul arkadaşlığının, aynı kaderi paylaşmanın önemini göstermesidir.

Kibar Feyzo, iyi bir komedidir. Ancak bir komedi filmi olmasının ötesinde çok iyi politik göndermeleri olan bir filmdir. Bunu birkaç sahnede yer alan grev, sendika sözcüklerine bağlamıyoruz elbette.
Feodal toplumda iktidar ilişkileri esprili bir dille ele alınıyor. Filmdeki kimi replikler çok akılda kalıcı. Komedilerin ortak özelliği olan mübalağa burada da var, ancak çok gerçeğin dışına çıkmadan, ustalıkla yedirilmiş senaryoya.

Zübük, Türkiye siyasetinin kirli çamaşırıdır.
Reel siyasette yalanın ne kadar kolay kullanıldığını, zafere ulaşmak için her yolun mübah sayıldığı, dinin siyasal rant elde etmek için nasıl kullanıldığı, kişisel menfaatlerin nasıl herşeyin önüne geçtiği, “hizmet için gelme”nin esasında musluğun başına geçmek olduğu vs… Türkiye’de yaşanmış kimi özel olaylar ve kirli pazarlıklara da değinilen film Aziz Nesin’in aynı isimdeki romanından uyarlama.
“Ağırlığımca altın teklif ettiler ama kabul etmedim. Altın bir seferliktir, harcanır biter. Bakanlık ömür boyu gelir kapısıdır!”

Züğürt Ağa, feodal düzenin modernleşme karşısında kaybedişinin hikayesidir.

Bu filmin mutlaka 1957 siyah beyaz çekimini izleyin. İngilizce izlerseniz daha çok beğenebilirsiniz.
Filmin ustalığı, oniki erkeğin olduğu bir odada geçmesi. Normal koşullarda çok fazla görsel değişkenlik ve olay örüntüsünün olmaması nedeniyle sıkıcı olacağı tahmin edilebilir. Ancak hem senaryo hem de oyunculuk filmin çok akıcı bir şekilde izlenmesini sağlıyor.
Temel olarak Amerikan jüri sisteminin eleştirisinin yapıldığı film aslında genel olarak ceza adalet sisteminin bir eleştirisi niteliğindedir. Karar alıcılar insan olduğundan, nihayetinde onların geçmişleri, hikayeleri, önyargıları, inançları ve beklentileri, bu kararlarda etkili olmaktadır. Öte yandan, karar vericiler bu kararlarından etkilenmediği müddetçe, başkaları adına çok rahat olabilmektedir.
Ceza-adalet sistemi üzerine yeniden düşünmek üzere izlenmeli bu film.

Terör saldırıları bahane edilerek İngiltere’de bir diktatörlük kurulmuştur. Halk içinden muhbirlerin varlığı, sokağa çıkma yasakları, haberleşme ağının tamamen dikta kontrolünde oluşuyla, baskıcı rejim şiddetiyle kendini göstermektedir. Oysa halk özgürlük umudunu hiç yitirmemiştir. Bu film halkın diktatörlükle nasıl başedeceğinin öyküsünü anlatmaktadır.
Filmden önce George Orwell’in 1984 romanının okunması tavsiye edilir.

Dalton Trumbo çok ünlü bir yazar ve senaristtir. 1950’ler Amerikasında komünizm düşmanlığı ve komünist avı had safhadadır. Makkarticilik (mccarthyism-Joseph McCarthy- İkinci Kızıl Panik) tüm komünistlerin veya o şüphede olanların soruşturulmasını ve cezalandırılmasını hedefliyordu. Trumbo’nun kendisi ve arkadaşları hedeftedir. Çok zor günler geçirirler, ambargoya, polis takibine ve sudan sebeplerle soruşturmalara uğrarlar. Takma isimlerle yazılar yazmaya başlar ve tabii ki bütün bu baskıya karşı zafer Trumbo ve ailesinindir.
Bu film özellikle Makkarticilik fikrini anlama bakımından önemlidir. Devlet paranoyaya girerse, ilk yok edeceği şeyin sanat ve edebiyat olduğunu anlamak gerekir.

Derek, babası zenciler tarafından öldürülünce ırkçı olmaya karar verir. Bir gün arabasını çalmaya gelen zencilerden birini acımasızca öldürür. Uzunca bir süre cezaevinde kalır. Cezaevi günleri neo-nazi fikrini yeniden düşünmesine yol açar. Geçmişinin utancını yaşamaya başlar. Cezaevinden çıktığında kardeşi Danny’nin de aynı yoldan geçtiğini fark eder. Geçmişiyle yüzleşen Derk, kardeşine yardım etmek ister.
Bu film özellikle ABD’de ırkçılık fikrini anlama bakımından önemlidir.

Beyaz insanın Afrika halklarını birbirine düşürüp, nasıl savaş çıkarttığı ve silah satarak; başkalarının ölümünden nasıl para kazandığının hikayesidir.
Emperyalizmin, düşmanlığın hikayesi

Hind Receb’in Sesi (The Voice of Hind Rajab) 2025, Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania tarafından yazılıp yönetilen ve gerçek bir olaya dayanan güçlü bir belgesel dramadır. Tunus–Fransa ortak yapımı olan film, 29 Ocak 2024’te Gazze’de yaşanan trajik bir olayı merkeze alır. Ailesiyle birlikte bulunduğu araç saldırı altında kaldıktan sonra araçta tek başına hayatta kalan altı yaşındaki Filistinli Hind Rajab’ın Kızılay görevlilerine yaptığı yardım çağrısı ve onu kurtarmaya çalışan ekiplerin çaresiz çabası ve bu esnada Batı Şeria Kızılay Merkezinde yaşananlar konu edilir. Hollywood sinemasının bazı ünlü isimlerinin de yapımcı olarak destek verdiği filmde başrolleri Saja Kilani, Motaz Malhees, Amer Hlehel ve Clara Khoury paylaşmaktadır. Yapım, gerçek telefon kayıtları, olayın belgelenmiş unsurları ve dramatik canlandırmaları ustaca birleştirerek son derece etkileyici bir kurgu kurar; filmde rol alan oyuncuların gerçek hayattaki görevlilerle benzerliği ve performanslarının doğallığı izleyiciye neredeyse o anı bizzat yaşatacak kadar güçlüdür.
Filmin en dikkat çekici yönlerinden biri, anlatımının büyük ölçüde tek bir mekâna dayanmasıdır. Hikâye büyük ölçüde Kızılay merkezindeki birkaç görevlinin bulunduğu bir odada, telefon görüşmeleri ve bilgisayar ekranları üzerinden ilerler. Bu yönüyle film, anlatısını sınırlı bir mekânda yoğunlaştırarak gerilimi sürekli ayakta tutmayı başaran klasik yapımların –örneğin 12 Angry Men– dramatik yoğunluğunu hatırlatır. Kamera hareketleri, ses kurgusu ve gerçek kayıtların kullanımı sayesinde izleyici, yalnızca bir temsil izlemekten ziyade olayın psikolojik ağırlığını doğrudan hisseder.
Ancak film yalnızca sinemasal başarısıyla değil, ortaya koyduğu etik ve hukuki sorularla da sarsıcıdır. Hind Rajab’ın kurtarılması için gerekli olan izin prosedürlerinin, saldırıyı gerçekleştiren ordudan onay alınmasına bağlı olması; bürokratik süreçlerin insan hayatı karşısında nasıl ağır işlediğini üzücü bir biçimde gösterir. Bu durum, uluslararası insancıl hukuk (international humanitarian law) açısından ciddi bir tartışmayı da gündeme getirir. Film, savaş koşullarında sivillerin korunması, insani yardım kuruluşlarının hareket serbestisi ve ambulans gibi kurtarma araçlarının dokunulmazlığı konularının yeniden düşünülmesi gerektiğini çarpıcı biçimde ortaya koyar. Kızılay ve Kızılhaç gibi kuruluşların mevcut statülerinin çoğu zaman yeterli korumayı sağlayamadığı, hatta bazen bu kuruluşların bile kendilerini koruyamadığı bir gerçeklik film boyunca acı bir biçimde görünür hâle gelir.
Sonuç olarak The Voice of Hind Rajab, küçük bir kız çocuğunun saatler süren yardım çağrısının trajik sonunu anlatırken, savaşın ortasında insani yardım mekanizmalarının ne kadar kırılgan olduğunu da gösteren son derece sarsıcı bir yapımdır. Ambulansın bile (Türkçesi cankurtandır) kendi canını kurtaramadığı bir ortamın trajedisini anlatan bu film, yalnızca izlenmesi gereken güçlü bir sinema eseri değil, aynı zamanda uluslararası insancıl hukukun ve savaş koşullarındaki insani koruma mekanizmalarının yeniden sorgulanması gerektiğini hatırlatan önemli bir çağrıdır.
Dizi Önerileri

Bu dizi, hayata bilim ve bilim kurgu penceresinden bakan iki dahi (ve asosyal) fizikçiyi konu alan bir sitkom.
Türkçe altyazılı İngilizce izlemenizi öneririm.

Bu dizi, İngiltere Kralı VIII. Henry’nin hikayesi. İktidarı, aşkları, kavgaları, kaygıları…
İktidar ve din ilişkisini; kişisel durumların iktidara nasıl yansıdığını, İngiltere’de 16. yüzyıl siyasetini ve daha çok şeyi görebileceğiniz, dönem dizisi.
Türkçe altyazılı İngilizce izlemenizi öneririm.

Animasyon-çizgi dizi. ABD Colorado eyaletinde South Park kasabasında yaşan dört ilkokul öğrencisinin ana karakter olduğu ve bunlar üzerinden çok önemli politik ve kültürel göndermelerde bulunan gelmiş geçmiş en önemli çizgi dizilerden biri kabul edilmektedir.
Türkiye’de CNBC-E kanalında +18 (küfürlü sözler içerdiği için) işaretiyle yayınlanmıştır. Türkçe altyazılı bölümlerini bulmanız mümkündür.