Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen Bu da Geçer Ya Hu, İstanbul’un işgal dönemi ile Millî Mücadele yıllarını konu alan, iki perdelik ve toplam 130 dakika süren müzikli bir dramatik komedi.
Oyun, bir yandan İstanbul’un işgali ve işgal komutanı İngiliz Amiralinin etrafında gelişen olayları merkeze alırken, diğer yandan hikâyenin görünmeyen arka planında Anadolu’da ve Rumeli’de süren Millî Mücadele’yi hissettiren bir kurgu üzerine kuruluyor.
Olaylar ağırlıklı olarak Bıyıklı Süleyman Paşa Köşkü’nde geçiyor. Yüzbaşı Süha, görünürde İngiliz Amiralinin istihbarat subayı gibi hareket eden; gerçekte ise Osmanlı’nın işgalden kurtulması için Anadolu’daki ve Rumeli’deki Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri adına çalışan, son derece vatansever bir subay olarak karşımıza çıkıyor. Kardeşi Kemal ise gazetecidir; işgal kuvvetlerinin baskısına rağmen hiciv yoluyla direniş gösteren matbuat dünyasının temsilcisi olarak oyunun komedi damarını besler. Yanlış anlamalar, kılık değiştirmeler ve hiciv unsurları, işgalin yarattığı kasvetli atmosfer içinde güçlü bir güldürü alanı açar.
Oyunda bir tarafta İstanbul’un işgali ve Amiral figürü üzerinden ilerleyen görünür hikâye anlatılırken, diğer tarafta Millî Mücadele’nin kararlılıkla sürdüğü hissi diri tutulur. Finalde, oyunun başlığında vurgulanan düşünce sahnede karşılığını bulur. İşgal sona erer, düşman denize dökülür; darlık ve zorluk içindeki İstanbul halkı, Türkiye’nin kuruluşuyla birlikte feraha ulaşır. “Bu da geçer ya hu” sözü, oyunun dramaturjik omurgası hâline gelir.
Oyun, büyük bir oyuncu kadrosu, etkili dekor kullanımı, hızlı dekor ve sahne geçişleri, ışık oyunlarıyla desteklenen akıcı bir sahneleme sunar. Oyuncuların çok yüksek performansı sayesinde iki saat on dakikalık süre boyunca tempo hiç düşmez; seyirci 130 dakikanın tamamında oyunun içinde kalır. Zaman zaman müzikler, danslar ve şarkılarla eğlendiren oyun; kimi sahnelerde aşk ve hüzünle duygulandırır, kimi sahnelerde ise güçlü komedi unsurlarıyla yüksek bir güldürü yakalar.
Oyuncuların tonlamaları, sahne üzerindeki hareketliliği ve akıcılığı, yer yer yapılan doğaçlamalar oyunun canlılığını sürekli besler. Özellikle yabancı karakterlerin aksanlarını oyunun başından sonuna kadar bozmadan sürdürmeleri, İngilizce cümlelerin doğru biçimde kullanılması ve Türkçe karşılıklarının sahnede yerli yerinde verilmesi dikkat çekicidir. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan en belirgin duygu coşkudur. Oyun, coşkulu yapısıyla seyirciyi hem güldüren hem duygulandıran, temposu hiç düşmeyen bir sahne deneyimi sunar. Oyuncuların tamamı yüksek performanslarıyla alkışı hak ediyor.