Polis Kolejinde Bir Kopya Operasyonu

Polis Koleji üçüncü sınıftayız. Bahar dönemi, Mayıs ayının sonlarına gelmişiz; sınavlar yapılmış ve bazı arkadaşların notları çok düşük. Bütünlemeye kalırlarsa iş Eylül’e sarkacak, Polis Akademisi süreci de aksayacak. Bu nedenle arkadaşlar yalvar yakar kimya öğretmeni Tahsin Hoca’dan ek sınav istediler. Kimyayla çok da alakaları yok; birinci ve ikinci sınıfta bir şekilde geçmişler ama bu kez durum ciddi. Tahsin Hoca da tamam dedi ve onlar için özel bir sınav yapmayı kabul etti.

Sınav, Kolej’in eğitim binasının girişindeki sağ tarafta bulunan kimya laboratuvarında yapılacaktı. Bizim de o laboratuvarla ayrı bir geçmişimiz var. Zamanında sodyum çalıp tuvalette suya atarak patlatmışlığımız, tuvaleti dumana boğup milleti korkutmuşluğumuz da var. Neyse, sınava girecek arkadaşlar hiçbir şey bilmiyor. “Bize yardım edeceksiniz, kopya çekeceğiz” dediler. Planı kurduk: Sınav kağıtları dağıtıldığında içerideki arkadaşlardan biri fazladan bir kağıt alacak, fırsatını bulunca pencereyi açıp kağıdı dışarı atacak. Biz de pencerenin altında bekleyip kağıdı alacak, çözecek ve bir şekilde tekrar içeri sokacağız.

Plan aynen uygulandı. Arkadaşlardan biri “Hocam çok sıcak, pencereyi açabilir miyim?” bahanesiyle pencereyi açtı ve el çabukluğuyla kağıdı dışarı attı. Biz uzaktan takip ediyorduk; koşa koşa gidip gül fidanlarının, otların arasından kağıdı aldık. Hemen iğde ağaçlarının altında, biraz kuytu bir yerde soruları çözmeye başladık. Kimyası iyi olan biri olarak benim bile zorlandığım sorulardı, ama diğer arkadaşların da katkısıyla bir şekilde çözdük.

Sonra sıra kağıdı içeri sokmaya geldi. Bu noktada sınıf mümessili devreye girdi. Sınıf mümessilliği, özellikle üniformalı yatılı okullarda çok ciddi ve resmi bir görevdir; kapıyı çaldığında öğretmenler genellikle önemli bir durum olduğunu düşünür. Kağıdı sınıf mümessil arkadaşa verdik. O da “Hocam filanca komiser yoklama aldı, bu arkadaşların laboratuvarda olduğunu söyledik. Benden isimlerini istiyor” gibi bir bahaneyle içeri girdi. Hoca da “Buyur” deyince, arkadaş hem isimleri aldı hem de hocanın kısa süreli dikkatsizliğinden yararlanarak kağıdı sınavdaki arkadaşlara ulaştırdı.

İçeridekiler hemen cevapları birbirine aktarmaya başladı. Birkaç dakika önce kağıtları bomboş olan öğrencilerin, sınavın sonuna doğru kağıtları doldurmaya başlaması hocanın dikkatini çekti. Öğretmen gözlerine inanamadı; işin içinde bir şey olduğunu anladı ama nasıl yapıldığını çözemedi. Kağıtları topladı, baktı; cevaplar hem doğruya yakın hem de neredeyse aynı şekilde çözülmüş. Zaten toplam yedi-sekiz kişi… Böyle bir şeyi bu kadar açık şekilde nasıl yaptıklarını anlamakta zorlandı.

Sonunda “Arkadaşlar, lütfen bana ne yaptığınızı söyleyin” dedi. “Sizi geçireceğim, söz veriyorum; ama bunu nasıl başardığınızı gerçekten öğrenmek istiyorum.” Biz de bütün planı baştan sona anlattık. Sonuçta o arkadaşlar geçer not aldı. Tahsin Hoca da “Bu, hayatım boyunca gördüğüm en büyük kopya organizasyonu. Bundan daha iyisini öğretmenlik hayatım boyunca bir daha görmem herhalde” dedi.

Bugün dönüp baktığımda, lise çağındaki öğrencilerin bu kadar organize hareket edebilmesi gerçekten hayret verici geliyor. Olayın üzerinden tam 30 yıl geçti, bir Polis Haftasında anlatmanın zamanı gelmiştir.