The Monopolization of Truth in Turkey

Veysel Dinler

dinlerv@gmail.com

Özeti İndir / Download Abstract

dublin

Dinler, V. (2026), “The Monopolization of Truth in Turkey”  2026  Annual Conference of the International Society of Public Law (ICON-S) Reimagining Public Law for a Fractured World — Technology, Identity & Truth, Dublin, Ireland, 29 June – 01 July 2026.

— ABSTRACT —

This paper analyses how political power in Turkey has gradually transformed truth from a plural and contestable social domain into a centralized administrative category. It contends that the monopolization of truth did not emerge through a single authoritarian rupture, but rather through an accumulative, multi-layered process involving media restructuring, legal regulation, economic pressure, and the criminalization of speech.

Firstly, the restructuring of media ownership created a loyal communication ecosystem in which competing narratives lost mass visibility. Secondly, emergency measures and regulatory interventions have eliminated or marginalized opposition outlets, dramatically narrowing the public sphere. Thirdly, financial sanctions and accreditation practices have made independent journalism economically unsustainable. Fourthly, prosecutions and investigations against journalists produced a widespread regime of self-censorship. Finally, the institutionalization of communication control and disinformation laws has enabled the state to respond to criticism and define what constitutes factual reality.

The paper argues that this transformation shifts the role of law from protecting expression to certifying reality, making the state the arbiter of truth. In such a system, dissent is not only prohibited but also epistemically invalidated. The Turkish case demonstrates that an authoritarian regime sustains itself by controlling the truth. As in George Orwell’s 1984, the decisive element of the system is not only repression but the ability to determine what is real and what is false. Once power defines reality, the entire political order becomes durable, because opposition is no longer merely suppressed — it is rendered unbelievable.

— KEYWORDS — 

Authoritarianism; Control of Truth; Media Capture; Criminalization of Speech; Orwellian Politics

—SCIENTIFIC EVENT—

  • 2026  Annual Conference of the International Society of Public Law (ICON-S)
    Reimagining Public Law for a Fractured World — Technology, Identity & Truth 
  • International Society of Public Law (ICON-S) and University College Dublin 
  • Dublin, Ireland
  • 29 June – 01 July 2026

Türkiye'de Hakikatin Tekelleşmesi

Dinler, V. (2026), “Türkiye’de Hakikatin Tekelleştirilmesi”, Uluslararası Kamu Hukuku Derneği (ICON·S) 2026 Yıllık Konferansı: Parçalanmış Bir Dünya İçin Kamu Hukukunu Yeniden Tasavvur Etmek — Teknoloji, Kimlik ve Hakikat, Dublin, İrlanda, 29 Haziran– 1 Temmuz 2026.

— ÖZET—

Bu çalışma, Türkiye’de siyasal iktidarın hakikati çoğulcu ve tartışmaya açık bir toplumsal alandan, merkezî bir tekele  nasıl dönüştürdüğünü incelemektedir. Çalışmanın temel savı, hakikatin tekelleştirilmesinin tek bir otoriter kırılmanın sonucu olmadığı; medya yapılanmasının dönüştürülmesi, hukuki düzenlemeler, ekonomik baskılar,  ifadenin ve haber yapmanın suç kapsamına alınması yoluyla ilerleyen birikimli ve çok katmanlı bir süreçte gerçekleştiğidir.

İlk olarak, medya sahiplik yapısının yeniden düzenlenmesiyle iktidara sadık bir iletişim ekosistemi oluşturulmuş ve alternatif bilginin geniş kitlelere ulaşma imkânı önemli ölçüde ortadan kaldırılmıştır. İkinci olarak, olağanüstü hâl tedbirleri ve düzenleyici kurumların müdahaleleri ile muhalif yayın kuruluşları kapatılmış veya etkisizleştirilmiş; böylece kamusal alan ciddi biçimde daraltılmıştır. Üçüncü olarak, mali yaptırımlar ve akreditasyon uygulamaları bağımsız gazeteciliğin ekonomik bakımdan sürdürülebilirliğini zayıflatmıştır. Dördüncü olarak, gazeteciler hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar, yaygın bir otosansür düzeninin oluşmasına yol açmıştır. Son olarak, iletişim denetiminin kurumsallaştırılması ve dezenformasyonla mücadele iddiasıyla kabul edilen hukuki düzenlemeler, devlete hem eleştirilere müdahale etme hem de neyin olgusal gerçeklik sayılacağını belirleme imkânı sağlamıştır.

Çalışma, bu dönüşüm sonucunda hukukun ifade özgürlüğünü koruyan bir araç olmaktan çıkarak gerçekliği tasdik eden bir mekanizmaya dönüştüğünü ve devletin hakikat hakkında nihai karar veren merci hâline geldiğini ileri sürmektedir. Böyle bir düzende muhalif düşünce yalnızca yasaklanmamakta, aynı zamanda bilgi ve hakikat değeri bakımından da geçersizleştirilmektedir. Türkiye örneği, otoriter bir rejimin varlığını hakikat üzerindeki denetimi sayesinde sürdürebildiğini göstermektedir. George Orwell’in 1984 adlı eserinde olduğu gibi, bu sistemin belirleyici unsuru yalnızca baskı değil, neyin gerçek ve neyin yalan olduğunu tayin edebilme gücüdür. İktidar hakikati tanımlama yetkisini ele geçirdiğinde siyasal düzen kalıcılaşır; çünkü muhalefet artık yalnızca bastırılmakla kalmaz, aynı zamanda inanılırlığını da yitirir.

— ANAHTAR KELİMELER — 

Otoriterlik, hakikatin denetimi, medyanın ele geçirilmesi, ifadenin suç hâline getirilmesi, Orwellci siyaset.

—BİLİMSEL ETKİNLİK—

  • Uluslararası Kamu Hukuku Derneği (ICON·S) 2026 Yıllık Konferansı: (Parçalanmış Bir Dünya İçin Kamu Hukukunu Yeniden Tasavvur Etmek — Teknoloji, Kimlik ve Hakikat) 
  • Uluslararası Kamu Hukuku Derneği (ICON·S)  ve University College Dublin 
  • Dubhin, İrlandaBosna Hersek
  • 29 Haziran – 01 Temmuz 2026

— KAYNAKÇA / BIBLIOGRAPHY — 

İncele / Look

— ATIFLAR / CITATIONS — 

İncele / Look

Henüz atıf yapılmadı