Devletin Dönüşen Estetiği: Yeni Türkiye’de Sembolik ve Mimari Görünüm

Veysel Dinler

dinlerv@gmail.com

mülkiye kongresi afiş

Dinler, V., (2026), “Devletin Dönüşen Estetiği: Yeni Türkiye’de Sembolik ve Mimari Görünüm”, Mülkiye Devlet, Hukuk, Siyaset Kongresi (Devletin Dönüşü), Ankara, 26-27 Mart 2026.

— ÖZET—

“Yeni Türkiye” söylemi, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından siyasetin merkezine yerleştirilen ve giderek bir rejim değişikliğini meşrulaştırıcı ideolojik bir çerçeveye dönüşen kapsamlı bir yeniden inşa projesidir. Bu projenin en dikkat çekici yönü, devletin hukuki ve kurumsal yapısından önce devletin görünür yüzünün dönüştürülmesidir. Başka bir ifadeyle, Yeni Türkiye’nin inşasında temel strateji, semboller, mimari tercihler, ritüeller, kamusal alan düzenlemeleri ve kamu görevlilerinin görünürlüğü üzerinden bir “devlet estetiği” yaratılmasıdır. Bu çalışma, tam da bu noktaya odaklanarak, Türkiye’de devletin dönüşümünün sembolik ve mimari görünürlük üzerinden nasıl kurulduğunu analiz etmektedir.

Yeni Türkiye’nin görünürlük stratejisinin merkezinde Cumhurbaşkanı’nın kişisel varlığı, yüzü ve imgesi bulunmaktadır. Hem yürütmenin başı hem de bir siyasi partinin genel başkanı olan Cumhurbaşkanı, kamusal alanda benzeri görülmemiş bir şekilde görünür kılınmaktadır. Ulusal bayramlarda açılan Atatürk posterlerinin yanına Cumhurbaşkanı’nın dev boyutlu fotoğraflarının eklenmesi, kamu binalarının girişlerinde standart bir fotoğrafın asılması, üst düzey kamu görevlilerinin odalarında Atatürk portresiyle birlikte Cumhurbaşkanı portresinin konumlandırılması bu görünürlüğün rutin ve sistematik bir parçasıdır. Bu uygulamanın hukuki dayanağına ilişkin soruların İletişim Başkanlığı’na CİMER üzerinden iletilmesine rağmen herhangi bir resmi yanıt alınamamış olması, söz konusu görünürlüğün gayri resmî bir talimat ile uygulamaya dönüştüğünü göstermektedir. Türkiye’nin yakın tarihinde hiçbir Cumhurbaşkanı veya Başbakan’ın fotoğrafı bu yoğunlukta ve standartlaştırılmış biçimde kamusal alanda kullanılmamıştır; bu nedenle bu uygulama Yeni Türkiye’nin en belirgin sembolik kırılmalarından birini oluşturmaktadır.

Sembolik dönüşüm yalnızca kişi merkezli görünürlükle sınırlı değildir. AKP’nin bir “devlet partisi”ne dönüşmesiyle birlikte parti programlarında, sloganlarında, renklerinde ve kavramsal dünyasında yer alan ifadelerin kamusal alana taşındığı görülmektedir. “Türkiye Yüzyılı” gibi doğrudan AKP programına ait bir üst anlatının devlet kurumlarında, bakanlıklarda, yerel idarelerde ve bürokratik planlama belgelerinde kullanılması, partinin söylemsel evreni ile devletin kurumsal iletişimi arasındaki sınırın eridiğini göstermektedir. Bu durum, Yeni Türkiye’nin görünürlük politikasının aynı zamanda bir parti-devleti estetiği yarattığını da ortaya koymaktadır.

Çalışmanın bir diğer odağı, bu dönüşümün mimari görünüm üzerinden nasıl kurulduğudur. Özellikle Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin inşasından itibaren devlet mimarisinde yeni bir dil hâkim olmaya başlamıştır. Kubbe ağırlıklı yapılar, Selçuklu referanslı geometrik motifler, dik ve dar pencereli binalar, geniş tören avluları ve cami mimarisini çağrıştıran unsurlar, Yeni Türkiye’nin güç, ihtişam ve süreklilik iddiasını sembolize eden bir kamusal mimari estetiğine dönüşmüştür. Sadece merkezi yönetim değil, belediyeler, valilikler, adliye binaları ve eğitim kurumları da giderek bu mimari dile uygun biçimde yeniden tasarlanmaktadır. Bu mimari tercihler, devletin görünürlüğünü artırmakla kalmamakta; aynı zamanda devletin tarihsel referanslarını yeniden yazan, Selçuklu-Osmanlı sürekliliği anlatısını mekâna işleyen bir ideolojik çerçeve sunmaktadır.

Görünürlüğün en güçlü biçimde hissedildiği alanlardan biri de dini mimaridir. Özellikle büyük şehirlerde açılan “salatin” camiler, külliye tarzı yapılar ve dini sembollerin merkezi yönetim tarafından güçlü biçimde sahiplenilmesi, devlet-din ilişkilerinin kamusal alandaki görünürlüğünü belirgin şekilde artırmıştır. AKP’nin ideoloğu sayılabilecek Necip Fazıl Kısakürek, yaşayan hocaları Hayrettin Karaman ile siyasal İslam tarihindeki diğer figürlerin adlarının kamusal mekânlara verilmesi, bu görünürlük stratejisinin ideolojik köşe taşları olarak işlev görmektedir. Bununla birlikte Cumhuriyet mirasıyla çatışmalı bir figür olan İskilipli Atıf’ın isminin sıkça kullanılmaya başlaması, sembolik hafızanın siyasal olarak yeniden düzenlendiğini göstermektedir.

Yeni Türkiye’nin sembolik yeniden kuruluşu, siyasal alanın ötesine geçerek üniversiteler, sanat kurumları ve devlet televizyonu gibi kültürel üretim alanlarına da güçlü biçimde yayılmaktadır. Üniversitelerde konferans salonlarından fakülte girişlerine kadar uzanan mekânsal düzenlemelerde yeni yönetim simgeleri ve sloganlarının görünürlüğü belirgin şekilde artmış; akademik etkinlikler dahi bu sembolik dilin çerçevesi içinde sunulur hâle gelmiştir. Sanat alanında devlet destekli projeler, iktidarın tarih ve kimlik anlatısını pekiştiren estetik tercihler doğrultusunda şekillenmekte; geleneksel motifler ve “millî-manevî” vurgu ön plana çıkarılarak alternatif sanat pratiklerinin alanı daraltılmaktadır. Devlet televizyonunda ise logolardan stüdyo tasarımlarına kadar birçok unsur sembolleştirilirken, özellikle tarih içerikli diziler aracılığıyla milliyetçi semboller ve kahramanlık anlatıları kültürel hafızaya yedirilmekte, böylece Yeni Türkiye’nin ideolojik çerçevesi gündelik kültürün içine sürekli ve görünür biçimde yerleştirilmektedir.

Bu çalışma, söz konusu dönüşümü semboller, mimari görünüm ve kamusal alan düzenlemeleri üzerinden inceleyen yorumlayıcı bir yöntem benimsemektedir. Veriler, gözlemler, kamusal alan incelemeleri ve sembolik düzenlemelerin analizine dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Yeni Türkiye’nin görünürlük rejimini tanımlamak, bu rejimin siyasal iktidar tarafından nasıl üretildiğini ortaya koymak ve devletin dönüşümü tartışmalarına özgün bir katkı sağlamaktır.

Sonuç olarak, Yeni Türkiye söylemi yalnızca hukuki bir rejim değişikliğini değil, aynı zamanda görünürlüğe dayalı yeni bir devlet estetiğinin inşasını ifade etmektedir. Devletin dönüşen yüzü, kişisel imge üzerinden siyasetin merkezileşmesi, mimari tercihlerde ideolojik bütünlük ve dini sembollerin kamusal alanda yoğunlaşmasıyla şekillenmektedir. Bu çalışma, bu görünürlük stratejisini çözümleyerek Türkiye’de devletin dönüşümü tartışmasına kavramsal ve ampirik düzeyde katkı sunmayı amaçlamaktadır.

— ANAHTAR KELİMELER — 

devlet estetiği, sembolik iktidar, ideolojik aygıtlar, göstergebilim, mekanın üretimi 

—BİLİMSEL ETKİNLİK—

  • Mülkiye Devlet, Hukuk, Siyaset Kongresi (Devletin Dönüşü)
  • Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
  • Ankara 
  • 26-27 Mart 2026

The Transforming Aesthetics of the State: Symbolic and Architectural Appearance in the New Turkey

Dinler, V. (2026), “The Transforming Aesthetics of the State: Symbolic and Architectural Appearance in the New Turkey,” Mülkiye Conference on State, Law and Politics (The Return of the State), Ankara, 26–27 March 2026.

— ABSTRACT —

— KEYWORDS — 

State aesthetics, symbolic power, ideological apparatuses, semiotics, production of space

—SCIENTIFIC EVENT—

  • Mülkiye Conference on State, Law and Politics (The Return of the State) 
  • Ankara University Faculty of Political Sciences
  • Ankara
  • 26–27 March 2026

— KAYNAKÇA / BIBLIOGRAPHY — 

İncele / Look

— ATIFLAR / CITATIONS — 

İncele / Look

Henüz atıf yapılmadı