Kırk Yaş Söylevi

ne zaman bir kalabalık görsem
kürsüye çıkıp
Dostlar, Romalılar, Yurttaşlar, dinleyin beni!
tiradını atasım gelir.

11 Temmuz doğum günümde de dostlar, arkadaşlar, akrabalar, tanıdıklar, hiç görmediğim halde feysbuktan arkadaş olduğum çok insan doğum günümü kutladı.
Tüm dostlara tekrardan teşekkürler. tek tek geri dönmeye çalıştım. istemeden es geçtiğim olduysa affola.
Üniversitedeki çalışma ofisimizde küçük bir pasta kesme imkanımız oldu.

 

40 Yaş Söylevi: Huzur Vaadi

birkaç kısa cümlede şunları söyledim.
Kırk yaşıma geldiğimde en çok ihtiyacım olan şeyin huzur olacağı, dünyadan, memleketten, yaşadığım yerden huzur talep edeceğim hiç aklıma gelmezdi. Ben de tüm arkadaşlarım, kentim, memleketim ve insanlık için huzur istiyorum. Sizlere huzur vaat ediyorum.

Maddiyatın entelektüel ihtiyaçları öncelediği dünyada, normal olarak kırk yaşını hayal eden biri, güzel evler, arabalar, okumuş çocukları olan iyi bir aile vs hayal eder. Bense bir zamandır maddi hayalleri bıraktım. Huzurlu bir dünya, huzurlu bir gelecekten başka ve öncelikli bir hayalim yok işin doğrusu.

Dünyanın en iyi ailesine sahibim. Yetişmemde en büyük rol elbetteki sevgili annem Gürsün Dinler’e aittir. Kendisi ilkokul mezunudur, bizlerin okumasında, okul hayatımızda çok gayretleri olmuştur. Maharetli, merhametli, azı yetiren Anadolu kadınıdır, ellerinden öptüğüm, kıymetlim. Sevgili babam Ekrem Dinler her zaman müşfik ve çocuklarını önceleyen biri oldu. Babalığını, yakınlığını, arkamızda oluşunu hayatımızın her anında hissettirdi, kırkımıza gelsek bile babamızın gölgesi bizi yeşerten.
Çocuk sayılacak bir yaşta yatılı okula başladığımdan kardeşlerim Mürsel ve Aysel ile doyasıya bir çocukluğum olmadı, işin gerçeği. Hep birbirini özleyen, bekleyen abi ve kardeşler olduk. Bu hasret bizleri hiç koparmadı, aksine daha çok bağladı. “Ankara’dan abim geldi, evde bir bayram havası…” şarkısı bizim için yazılmıştı ve gerçekti. Vuslatımız hep bir bayram havasında ve güzelliğinde oldu. Şimdilerde de bu bayram sürüyor. Artık eşlerimiz ve çocuklarımızla, büyük bir karnaval havasında…
Sevgili hatuşum Evren hayatımın son onaltı yılında hep yanımda. Bugüne kadar yapabildiklerim hep onun desteği ile oldu. Beni hiç yalnız bırakmadı, eksiltmedi, hep artıran, çoğaltan oldu. Eylül ve Umut’un hayatımıza katılmasıyla büyük ailemiz olduk. Hepsi sağlıklı, akıllı ve meraklı çocuklar, sevgi dolu ve terbiyeliler. İnsan daha ne isteyebilir ki hayattan?

Büyük ailemi söylemeden geçmeyeyim. Çocukluğumdan bugüne belki binlerce insan tanıdım, arkadaş oldum, dost oldum. Akrabalarım, köylülerim, kentlilerim yüzlerce insan. Meslektaşlarım, öğrencilerim. Büyük bir ailenin küçük ferdiyim.

Huzur temennisine dönersek;
Huzurlu bir dünyada, savaş, cinayet, katliam, gözyaşı olmayacak.
Şiddet, tecavüz, saldırı, linç olmayacak. Ne çocukların, ne büyüklerin burunları kanamayacak.
Huzurlu bir dünyada insanlar sadece mutluluktan gözyaşı dökecek.
Huzurlu bir dünya, doğanın egemen olduğu bir dünyadır. Huzurun olduğu yerde ağaçlar yeşildir, dereler akar. Hayvanlar da mutludur, bitkiler de umutludur.
Huzurlu dünyada gürültü ve kirlilik yoktur. İnsanlar kavga yapmaz, dalaşmaz. Daha güzelin peşinde koşar, onu tartışırlar ancak.
Huzurlu bir dünyada insanların iç huzuru olur. Hırsları olmaz, gıptaları olur. Nefretleri olmaz, taktirleri olur.
Huzurlu dünyada herkes doyar. Açta, açıkta kimse kalmaz. Bütün çocuklar süt içer. Dondurma yer. Analar, alamayacakları şeylerin önünü kapamak, çocuklarını uzak tutmak zorunda kalmaz. Huzurlu dünya anaların mahçup olmadığı bir dünyadır.
Huzurlu dünyada ar vardır, haya vardır. Başkasının hakkına gerenin yüzü kızarır. Kimse kimseye göz dikmez. Hakkı olmayanı istemez.
Huzurlu dünyada zor yoktur, zorbalık yoktur. Buna ihtiyaç da yoktur.
Kısacası huzurlu dünyada mutluluk vardır. Umutsuzluk ve karamsarlığa yer yoktur.
İnsanlığı ancak huzurlu bir dünyada yaşayabiliriz…